Yalnız Adam
Aytekin Ertuğrul

Yalnız Adam

Bu içerik 1256 kez okundu.

Yalnız Adam

Op. Dr. Aytekin Ertuğrul

draertugrul@hotmail.com

Bu satırların yazarı yalnız adam diye yazarsa bir adamın yalnızlığına üzüldüğünden ve o adamın yalnız kalmasından Türk milletinin zarar görmesinden ötürü yazar. Sayın Cumhurbaşkanımız+ AKP genel Başkanımız da yalnız adamdır. Yalnız adam olduğu için sorunlar yaşamaktayız. Ancak kabahat tek taraflı olmaz derler işte burada bu da var. Yalnız kalması Türkiye’mizde adam olmadığından da değildir. Kendisini, eleştirecek ve doğru yolu gösterecek düşünürleri yanına asla almamasıdır. Tarihçi diye  Sinan Meydan’ı yanına alacağına Kadir Mısıroğlu’nu alırsan  Abdülhamid’in adını GATA Haydarpaşa Hastanesine  verirsin. Bu da yetmez 100. Ölüm yıl dönümünde  konuşur  düşünceyi yasaklayarak hafiyelerle memleketi yöneten ve Osmanlı tarihinde en çok toprak kaybeden Faşist diktatör bir padişahı yerden yere koyamazsın. 

Şair Mehmet Emin Yurdakul’u dinlemezsen geleceğin yer iyi bir yer değildir.

Bırak beni haykırayım

Ben susarsam matem et.

Unutma ki şairleri haykırmayan bir millet

Sevenleri toprak olmuş öksüz  çocuk gibidir.

Şairleri yazarları susturup “ Durmak yok yola devam” derseniz işte öksüz kaldığınız noktaya gelirsiniz.

Şimdi Atatürk’e gelelim. O tek adam ama yalnız adam değildir. Bir gece yemeğe misafir olarak ünlü akıl hastalıkları doktoru Mazhar Osman Usman’ı çağırır. Ve Atatürk, Mazhar Osman’a sorar

  • Hocam,  bu akşam sizi neden çağırdığımı biliyor musunuz
  • Hayır Paşam bilmiyorum
  • Sizden delilik nedir nasıl bir şeydir öğrenmek için çağırdım
  • Anlatayım paşam. Öncelikle belirteyim ki her insanda az veya çok delilik  vardır.

    Birinci cümleyi duyar duymaz Atatürk kaşlarını çatar.
  • Yani bende az çok deli miyim

    Hayır paşam siz deli değil  zır delisiniz. Sizin yaptıklarınızı normal deliler dahi yapamaz.

    Atatürk gülmeye başlar ve der ki: 

    Sağ ol hocam delilik nedir çok iyi anladım

    Delinin sözlük anlamın da ise şudur: Aklını yitirmiş olan Aklı dengesi bozulmuş olan 

    Delilik= Deli olma durumu.

    Bunları her Müslüman bilmelidir. Çünkü Müslümanlık da bir nevi deliliktir. Müslümanlığın amacı, bilgisi eksik insanları “Beşikten mezara bilim okutup” bilgilendirerek insanları doğru yola/bilim yoluna getirmektir. 

    Şimdi yine başa dönelim ve deliliği yazmaya devam edelim. Sözlükteki anlamına göre; Deli akıl dengesi bozulmuş olan kimse demektir. Bu ayni zamanda bilgi dengesi  bozulmuş anlamına da gelmez mi?  Yüce dinimiz   ” Beşikten mezara bilim okuyun Hadis-i Şerifi ile” bilgiden ve bilimden uzak  kalmayı yasaklamıştır.

    ” Beşikten mezara bilim okuyun.” 

    “Bili Çin’de bile olsa gidin alın”.

     İşi ehline verin ”Bu üçünü birleştirirseniz doğru yolun, yüce  dinimizin vaaz ettiği yolun bilim yolu olduğunu görürsünüz.

    Bilim eksikliği ancak ve ancak “ Beşikten mezara bilim okuyarak” giderilir. Aklı insanlığa hizmet eden bir vasıta olarak kullanılmasını sağlayan şey bilimdir. Aklı insanlığı sömürmek için kullanılan şey de bilimdir. Onun için kendi insanımıza hizmet için bilim gerekli olduğu kadar insanımızı düşmanlarına yem yapmamak için de bilim gereklidir. 1400 sene evvel  Hazreti Ali bu doğruyu şu vecize ile açıklamıştır. Bilim ile gidilmeyen yolun sonu karanlıktır. Onun için Türk ve Müslümanların değişmez ezeli düşmanları bir kısım Haçlılar. Hazreti Ali’nin yolundan giden Alevileri ve gerçek bilim adamlarını sevmezler. Bu günlük bu kadar yazalım. Yukarıda sözünü ettiğim delilik “ Bilimin ve bilginin fazlalığı anlamındadır.  Erasmus’un en meşhur ve en öneli eserinin adı “Deliliğe Methiye” dir. NOKTA: 

     

     

     

    NOT: Deliliğe Övgü. Çev.Çiğdem Dürüşken Alfa yayıncılık:

Erasmus 1536 yılında Basel kentinde hayata veda ettiğinde, arkasında bıraktığı yığınla eser arasında Deliliğe Övgü kendisine sonsuzluk bahşeden en önemli eseri olur.
Erasmus, Stultitia ile Minerva arasında retoriksel sanatların yardımıyla öyle içinden çıkılmaz bir labirent örer ki, okuyucu deliliğin mi bilgelik, yoksa bilgeliğin mi delilik olduğunu bazen karıştırır. Erasmus deliliği önce överek yerer, sonra da yererek över. Çünkü Erasmus'un yerdiği sıradan delilik, yani insana göre deliliktir; övdüğü ise kutlu delilik, yani Tanrı katında kutsal olan deliliktir. Kutlu delilik özünde hakiki bir bilgelik içerir.
(Tanıtım Bülteninden)

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Atık su da sıra bize gelebildi
Atık su da sıra bize gelebildi
8 Kaçak yapı yıkıldı
8 Kaçak yapı yıkıldı