Instagram Video Downloader
Advert
24 Temmuz Basın Bayramı'nı öneren kişi Kaynarcalı'ydı
Sedat Balta

24 Temmuz Basın Bayramı'nı öneren kişi Kaynarcalı'ydı

Bu içerik 1044 kez okundu.

24 TEMMUZ BASIN BAYRAMI'NI ÖNEREN KİŞİ SAKARYALIYDI
Yarın 24 Temmuz Basın Bayramı. Türk basınında sansürün kaldırılışının 110'uncu yıldönümü.
Peki 24 Temmuz tarihinin Basın Bayramı olarak kutlanması fikrini ortaya atan ismin bir Sakaryalı, bir Kaynarcalı olduğunu biliyor muydunuz!
Belki bir çoğunun Atatürk'ün yakınında bulunmuş, önemli gazeteciler arasında yer alan Zeytin Dağı, Çankaya gibi değerli kitapların yazarının Kaynarcalı olduğunu dahi bilmiyor olabilirsiniz. 
Kaynarcalılar değerlerinin farkında değildir. Birbirinin değerini bilmez. Falih Rıfkı Atay başka bir memletin çocuğu olsaydı daha farklı sahip çıkılırdı. 
24 Temmuz'un 'Basın Bayramı' olmasının fikrini ortaya atan insan olarak hemşehrim Falih Rıfkı Atay'ı sevgiyle anıyorum. Kitaplarını beğenerek okudum. Herkese de tavsiye ederim. 
BASIN BAYRAMININ HİKAYESİ
İkinci Meşrutiyet'in ilanıyla birlikte Türk basınından sansür kaldırılıyor. 
Osmanlı Devleti basının önemini anlayarak ilk Türkçe gazeteyi yayımlıyor. Adı Takvim-i Vekayi. Ondan önce yapancı dilde yayımlanan gazeteler var. Gazete devletin çalışmalarını anlatma amacını taşıyordu. 
İlk Türkçe özel gazete Tercüman-ı Ahval 1860 yılında çıkmaya başlıyor. Ziya Paşa eleştirel bir yazı yazınca iki hafta kapatıldı. 
Bu günlerde tartışılan Olağanüstü Hal kararnameleri ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleri benzeri padişahın çıkardığı kararname ile 1876 yılında gazetelere ilk sansür yasası uygulanmaya başladı. 
Gazetelerin denetimi arttı, gazeteciler tepkilerini sansürlenen haberlerin yerini boş bırakıp yayımlayarak gösterdiler. 
 32 yıl süren bu uygulama sonunda, 24 Temmuz 1908 tarihinde sansür uygulamasına son verildi. 
2. Meşrutiyet'in ilanıyla gazetelerin yayım öncesi denetimi kaldırıldı.
25 Temmuz 1908 sabahı gazeteler artık daha özgürdü. 32 yılın ardından ilk defa sansür memurlarının denetimi olmadan, gazetecilerin özgün yazıları ile basılmışlardı. Tam anlamıyla özgür olmasalar da yasanın kalkması ile daha özgür yayım yapan gazetelere halkın ilgisi gün geçtikçe arttı. 
Gazete satışları iki katına çıktı. Bu, özgür basına duyulan özlemin göstergesiydi.
 24 Temmuz bir anlamda gerçek gazeteciliğin patlama yaptığı gündü. O günden itibaren yalnız İstanbul' da 353 gazete ve dergi yayınlanmaya başladı.1946 yılında kurulan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye'de ilk gazetenin çıkış tarihinde düzenlenecek bir basın günü oluşturmayı planladığında bir sorunla karşılaşıldı. İlk gazete konusunda kimileri devletin resmi yayın organı olan Takvim-i Vekayi'nin yayınlandığı tarihi kabul ediyordu. 
Kimisi de ilk özel gazetenin yayımlandığı günü öneriyordu. 
Bunun üzerine gazeteci yazar Falih Rıfkı Atay 24 Temmuzun basın bayramı olması önerisini getirdi ve öneri kabul gördü. 
Böylelikle, Cumhuriyet Dönemi'nde 24 Temmuz tarihi "Türk Basınından Sansürün Kaldırılması ve Basın Bayramı" olarak ilan edildi.
12 Eylül 1980'den sonra sansür yeniden hortlasa da hiç bir zaman gazeteler eskisi gibi baskı öncesi sansüre tabi olmadı. 
90'lı yıllarda Türk basınının plazalara taşınmasıyla birlikte gazete yayımlamak için büyük sermayelere ihtiyaç duyuldu. Gazetelerin sahipleri gazeteci olmaktan çıkıp işadamları oldu. Bu durum iktidarların patronların diğer işlerinden dolayı baskısını artırdı. 
Son yıllarda bilindiği gibi bağımsız gazeteciler eleştirel yazılarından dolayı işten çıkartıldı, yöneticilikten uzaklaştırıldı. İktidara yakın bir medya ordusu yaratıldı. 
Şu anda basının sansürü söz konusu değil ancak gazetecilerin kendilerine uyguladıkları otokontrol sansürün yerini aldı. 
Bu gün Türkiye'de basın özgürlüğü ciddi tehdit altındadır. Gazeteciler özgür yayın yapabilmek için maalesef cesur olmak zorundadır(!)
Ben mesleğe Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi birinci sınıf öğrencisiyken okulun ikinci döneminde, 1984 yılında Güneş Gazetesi'ne ait Güneş Yayınları'nda redaktör olarak başladım. 
İlk işim de bugünlerde adı CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun kendisine yaptığı ziyaretle gündeme gelen Cahit Kayra'nın kitabını yayına hazırlamaktı. 
Ecevit Hükümeti'nde Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı yapan Cahit Kayra bir ay yayınevine gitti geldi, birlikte çalışıp deneyimlerinden yararlanma olanağı buldum. 34 Yıldır gazetecilik mesleğinin içindeyim. 
Gazetecilik zevkli ama bir o kadar da zor bir meslektir, parası da azdır; sevmeyenler yapamaz. Özgür, halktan yana haberler yapmanın bedeli de ağırdır. Herşeye rağmen gazeteci olarak kalabilen gazeteci meslektaşlarımın basın bayramını kutlarım. Halkın haber alma hakkına daha çok sahip çıkıldığı günler dilerim. 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X