18 Aralık Yazısı
Aytekin Ertuğrul

18 Aralık Yazısı

Bu içerik 1208 kez okundu.

Yazımızın başlığını neden böyle koyduk? İnsanlar yeni yıla yeni umutlarla yeni başarılara imza atacak potansiyel gelişmelerle yeni yılda dünya milletleri arasında daha mümtaz daha onurlu bir yer alma umutları ile girer. Biz Türk milleti olarak 14 Mayıs 1950 den beri Ankara’daki temsilcilerimizin zafiyetleri yüzünden buruk acı boynu eğri düşünceli dalgın kararsız giriyoruz. İşte 2016 yılına girişimizin kısa kısa satır başları

Doğudaki Anarşi olayları ve operasyonların hukuki anlamı

Sayın Av. (E ) Dz. Hk. Alb. Güner Yiğitbaşı çok önemli bir hukuk boşluğuna parmak basmıştır. Olağanüstü hal ve sıkıyönetim şartları varsa Anayasal hareket tarzı da Anayasamızın 120. 121. Ve 122 maddelerinde açıklandığı gibi yapılmalıdır dedikten sonra diyorlar ki: "PKK terörünün yoğun olduğu, PKK güçleriyle Devlet güçlerinin, barikatların kurulduğu ve hendeklerin kazıldığı silahlı sokak çatışmasına girdikleri, halkın şehirleri terk etmeye başladıkları, devletin öğretmenlerini bölgeden çektikleri bazı Güneydoğu il ve ilçelerinde yaşananlara baktığımızda, orada yaşananlara olağan bir hal diyebilir miyiz? Tabii olağandır diyemeyiz. O bölgemizde ve şehirlerinde olağanüstü bir halin olduğu, bölgedeki terörün önlenerek asayişin, vatandaşların can ve mal güvenliklerinin yeniden sağlayabilmek için, Anayasamızda yazılı önlemleri alınmasını, sokağa çıkma yasağı kararı alınarak uygulamaya konulmasının gerekliliği yadsınamaz." 

Peki, bu karar neden alınamıyor. AKP neden bu kararı almıyor. Halk arasına bir deyim vardır. "Ben hadımım diyorum o bana kaç çocuğun var diye soruyor. "İşte AKP nin hali pür melali da budur.Anayasamıza göre insanların ceplerinden paraları sofralarından yiyecekleri alınabilir mi? Anayasa ya göre alınamaz hem insan haklarına aykırıdır hem de mülkiyet hakkını düzenleyen 35. maddesine aykırıdır. Hem de yapmayı bizatihi yasaklayan 166. maddesine aykırıdır. İşte işin püf noktası da budur. Açık bütçeler yaparak milletin cebinden paralarını sofrasından yiyeceklerini alan ve bunda Anayasaya aykırı bir şey bulamayan AKP burada yaptıklarından da Anayasaya aykırı bir şey bulamıyor. Meselenin özü budur.

 

Bir Ülkenin Yöneticileri o Ülkenin Parasını Nasıl kullanmalıdır.

Sayın Avukat  Erdem Akyüz internet ortamında yayınladığı  yazısında diyor ki: Bir ülkenin yöneticileri o ülkenin hazinesini ve parasını o milletin mutluluğu yerine yabancı ülkelerin mutluluğu amacıyla kullanmaya başlarlarsa  felaketin başladığı nokta işte budur. 14 Mayıs 1950 Türk devriminin ortadan kaldırılması için dâhili ve harici bedhahların cebren ve hile ile iktidara gelerek laik eğitime ve denk bütçeye paydos dedikleri ihanet-i miliyenin başladığı tarihtir. O tarihte ortalama 3 TL olan bir ABD doları bugün 2.928.000 TL dir. 1.000.000 defa Türk lirası ezilmiş Haçlı paraları yükselmiştir. İşte size demokrasi kahramanlarımızın Türk milletine yaptıkları ihanetin rakamla ifadesi. Paradan 6 sıfırın silinmesi bu büyük ihanet uygulamasını saklamak üzere yapılmış algı operasyonudur. Böyle yazılara ve konulara devam etmek Türk milletinin her ferdine bu büyük ihaneti anlatmak zorundayız. Başarılar dilenir. 

 

 Fazıl Hüsnü Dağlarca’yı Analım

Balık baştan kokar. Enflasyon karanlığında dolandırıcılıklar olur ,olacaktır. Aç insanlar tok insanlara saldıracaktır. Enflasyon insanların ceplerinden paralarını ve sofralarından yiyeceklerini almak anlamında bir gaflet uygulamasıdır. Yıllar evvel Fazıl Hüsnü Dağlarca. " "HOROZ" adlı bir duvar  şiiri yazmıştı.  Şiirin bir dizesi de şöyle idi.

Öt ki kara dağlar allana

 Aç eller tok tarlalara çullana.

141 ve 142 den yargılandı beraat etti. Yoksa nerdeyse milli şairimiz diyeceğimiz kos koca Fazıl Hüsnü DağlarcaKomünizm propagandası diye mahkûm edilecekti. Enflasyonun toplumlara getiremeyeceği hiç bir kötülük olamaz. Her kötülüğü getirebilir. Çünkü enflasyon insanların ceplerinden paralarını sofralarından yiyeceklerini gasp etmek eyleminin resmi adıdır.

 

Dindar Kadın Örtülü Kadın Meselesi Nedir?

Mesele kadınların örtülü olması veya olmaması değildir. Mesele dindar olup olmamasıdır. Dindarlık için şartlar bellidir. "OKU" yacaksın. "Bilim Çin'de bile olsa gidip alacaksın." Beşikten mezara bilim okuyacaksın” ve bütün insanlığa bilimde ilerleyerek bütün Ümmet-i Muhammed'e ve bütün insanlığa mutluluk bahşedeceksin. İşin bu tarafını dâhili ve harici bedhahlarımız istemiyorlar. Kadınımızı bilimden uzaklaştırarak dininden de uzaklaştırmaya çalışıyorlar. Dinden uzaklaştırarak da Müslümanları güçsüzleştiriyorlar. Hayır, bunu hayalden yazmıyoruz.  1600-1920 döneminde Türk milleti önce bilimden sonra da dininden uzaklaştırılmıştır. Bilimden ve dinden uzaklaşma SEVR yoludur.   14 Mayıs 1950 den sonra yapılanların özü işe budur. Türk kadının bilimden ve sonra da dininden uzaklaştırmak, böylece Ümmet-i Muhammedi zayıflatarak ve SEVR yoluna sokmak. Yapılanlar da budur. Sonuçta 14 Mayıs 1950 de 280 Kuruş olan ABD doları 2.930.000TL olmuştur. Yani Türk parası 3.400.000  defa Haçlı paraları tarafından ezilmiştir.  Başörtüsü anamızın da teyzemizin de bacılarımızın da kullandığı gibi Türk kadınının örtüsüdür. Siyasi amaçlara alet edilerek Türk milletine ihanetin sembolü yapılması Dâhili ve Harici bedhahların işidir.

 

 

 

 

 

 

 

 

Prof. Dr. Mehmet Bekaroğlu Ne demek istemiştir.

Sayın Yılmaz Özdil 17 Aralık 2015 tarihli “SÖZCÜ” gazetesindeki yazsında diyor kiMehmet Bekaroğlu, dün bir tweet attı, “Aziz Sancar’ın Nobel ödülü almasına sevindik ama, ödülünü Genelkurmay’a götürmesine şaşırdık” dedi.

 Sevgili Mehmet Bekaroğlu hocamızın bu Tweti attığına inanmak biraz zordur. Çünkü biz hekimler eldeki verilere göre düşünür ve karar veririz. Kan değerleri, fizyolojik bulgular ileri laboratuvar tetkik bulguları vs. değerlendirerek bir karar veririz. Ben bu Twette bunu bulamadım. Diyor ki “Aziz Sancar’ın Nobel ödülü almasına sevindik ama, ödülünü Genelkurmay’a götürmesine şaşırdık. Neden şaşırmış anlayamadım. Rizeli hemşerileri de anlamamıştır diye soruyu açık soralım. Aziz Sancar Hocamız bizim Tıp fakültesinden iki sınıf küçüğümüzdür. Dünyada Nobel almış ilk Türk bilim adamıdır. Bekaroğlu lütfetmiş sevinmiş. Sağ olsun. Ben sadece gurur duydum. Çünkü artık Atatürk’ün yolunda Türk milleti bilimde de yükselecektir. Türk milletinin 14 Mayıs 1950 tarihinde uğradığı talihsiz gaflet dalalet ve hatta h……. Yolunun sonuna geldik. Bu bir işaret fişeğidir. Ama Sayın Mehmet Bekaroğlu'nun bu ödülü Anıtkabir’de saklanmak üzere Genelkurmay Başkanlığına götürmesine neden şaşırmıştır anlayamadık.  Sayın Bekaroğlu acaba lütfedip açıklar mısınız?

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Atık su da sıra bize gelebildi
Atık su da sıra bize gelebildi
8 Kaçak yapı yıkıldı
8 Kaçak yapı yıkıldı