Yeni Yılın İlk Yazısı ve İlk Düşünceler
Aytekin Ertuğrul

Yeni Yılın İlk Yazısı ve İlk Düşünceler

İşe eski. Yıldan başlayarak yeniye doğru yavaş yavaş gidelim.

Araplarda Türk Düşmanlığı Belirtileri Tekrar Başladı

Ahhhh Bu habere bir göz atar mısınız? "Arap Birliği ’olağan dışı’ toplantısı sonuç bildirgesinin ilk maddesinde, “Türk askeri birliklerinin Irak topraklarına girmesi, Irak’ın egemenliğine karşı düşmanca tavrı ve Arap milli güvenliğine tehdit oluşu itibarıyla Türkiye hükümeti kınanmıştır” denildi.  Bütün bu yanlışların bütçe açıklarından ve laik eğitimden uzaklaşmanın gaflet ve dalalet ve hatta........nin sonucu olduğunu ne zaman anlayacağız ve bu gaflet dalalet ve hatta..........yolundan Anayasal yola ne zaman döneceğiz. Anadolu’da yaşayan 76 Milyon Türkün ve Bütün Dünya Türklerinin kaderi bir  oldubittiye getiriliyor. Açık bütçe ve 4+4+4 eğitimi, ısrarına feda ediliyor. AKP iktidarı içte ve dışta el attığı her şeyi daha kötüye götürmekte olduğunu nasıl ve ne zaman anlayacak. Cumhuriyetimizin eğitimi kimin elinde belli değil: Bütçemizi kim yapıyor? Kim uyguluyor? Kim denetliyor? Belli değil. Her şey tek kişinin kararı ile olmaz ulusal egemenliğe dayanan ülkelerde her şey TBMM ile kararı ile olur.2004 ten beri TBMM=AKP dir. AKP=RTE dir. Böyle olursa işte sonuç böyle olur.

Mesele Kürt- Türk Meselesi değildir. Ezenlerle Ezilenler meselesidir.

Geçen sene akla hayale gelmedik düşüceler üretilerek meseleler rayından saptırılmaya gerçek suçlular toplumların gözünden saklanmaya çalışılmıştır. Bu cümleden olarak Aydınlık köşe yazarlarından Sayın Mustafa Mutlu diyor ki: Yani; Kürt ne kadar sömürülüyorsa; Laz da Türk de Arnavut da Boşnak da o kadar sömürülüyor!
Artık sömürülenler; sadece işçiler, emekçiler, köylüler, dar gelirliler!
Onlar sadece Güneydoğu'da değil; Muğla'da, Edirne'de, Sinop'ta, Trabzon'da, Konya'da, Kırşehir'de... Ülkenin her yerinde sömürülüyor!
Demem o ki... Mesele Türk-Kürt meselesi değil...
Asıl mesele, sömüren-sömürülen meselesi!

 

Doğru söylüyor doğru değerlendiriyor ve doğru sonuçlara varıyor. Ancak bu söylemleri bilim dili ile siyasi dille kuvayı milliye dili ile söylersek Şöyle yazmak gerekir:

Yani; açık bütçelerle enflasyonla ve KDV denilen genel haraçlarla Kürt ne kadar eziliyorsa; Laz da Türk de Arnavut da Boşnak da o kadar eziliyor.
Ezilenler; sadece işçiler, emekçiler, köylüler, dar gelirliler!
Onlar sadece Güneydoğu'da değil; Muğla'da, Edirne'de, Sinop'ta, Trabzon'da, Konya'da, Kırşehir'de... Ülkenin her yerinde eziliyorlar. Onların enflasyonla, Anayasa ihlal edilerek yapılan bütçe açıklarını kapatmak için  karşılıksız basılan paralarla eziliyorlar.
Asıl mesele, ezilen- ezen meselesidir. Bilim de böyle diyor. " ezenler daha az ezdikleri ile tüm ezdiklerine karşı sağlam bir örgüt kurabilmektedirler.  Ezilenlerin sürekli olarak yenilmeleri çeşitli nedenler yüzünden hiç şaşırtıcı değildir. Kavga ezenlerle ezilenler arasında değil daha az ezilenlerle daha çok ezilenler arasındadır.".(*)

Burada sevinilecek bir şey daha var. Sayın Cumhurbaşkanımız ilk defa Türkiye Cumhuriyeti anayasasına sahip çıkmış ve demiştir ki:" Anayasamızın 14. maddesi özerkliğe geçit vermez" geç çok geç ama zararın neresinden dönülürse kardır denilmiştir. Saygı duyarız. Ancak bu günlere gelinirken adım adım gelindi. 2004 ten bu yana bütçeler ısrarla açık yapılarak Türk milletinin cebinden 345 Katrilyon para zorla alınmıştır. Bu bütçeleri hazırlayan TBMM kabul ettiren uygulayan  AKP dir. Şimdi daha acısın yazıyorum. Doğuda yaşadıklarımız açık bütçelerin ve laik eğitimden uzaklaşmaların ve  4+4+4 ucube eğitiminin sonuçlarıdır. Dost acı söyler. Mustafa Mutlu'yu bu önemli bilimsel ve kardeşliğimizi tek millet olduğumuzu hatırlatan  yazısına şapka çıkarmamak elde değildir.

              Ne Olacak Bu Asgari Ücretlilerin Hali

Bir tekerleme vardır. “Ne olacak Bu memleketin Hali”. Bu sözü adapte ederek yazımızın yan başlığını “ Ne Olacak Bu Asgari Ücretlilerin Hali” diye koyduk. Devamlı bu konuyu yazıyoruz. Para değeri düşürülünce toplumda her şey karmakarışık oluyor. Asgari Ücretliler için kötü bir haberimiz var.

 Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Ar-Ge birimi, dört kişilik bir kamu çalışanı ailesinin aylık gıda tüketimlerini dikkate alarak “aylık gıda sepeti” oluşturdu. Net asgari ücretin bin 300 liraya çıkarılmasının tartışıldığı Aralık ayında söz konusu sepet ancak bin 610 liraya doldurulabildi. Kasım ayında bin 530 liraya dolan gıda sepeti Aralık ayında bir önceki aya göre 81 lira artış gösterdi.

Meseleyi meselenin dışına çıkararak tartışmaya açarsanız sonuç alınamaz. Mesele Fiyatların artması değildir. Mesele Bütçelerin açık yapılması bu açıkların para basılarak kapatılması ve paramızın sulandırılarak değerinin düşürülmesidir. Bu ise bilime, Yüce Müslümanlık dinimize, Anayasamıza,  tam bağımsızlık idealine velhasıl her şeye aykırı bir ihanet uygulamasıdır. Türk milletinin iflasa sürüklenerek yok edilmesi uygulamasıdır. AKP döneminde bu yolla Türk milletinin cebinden tam tamına 345 katrilyon alınmıştır. Fiyat zamlarının temeli bu açık bütçelerdir. Açık bütçeleri kapatmak için açıktan para basmalardır. Atatürk döneminde DENK bütçe yapıldığından fiyatlar hiç artmamış enflasyon %-35 olmuştur. Yan fiyat artışı olmadığı bir yana bütün mal ve hizmet alımlarında fiyatlar %35 ucuzlamıştır. Atatürk döneminde Fiyat artışları durdurularak 1071 den beri sürüp gelen Haçlıların Türk milletini yok etme uygulamaları da durdurulmuştur. Şimdi anladık mı AKP ve Haçlıların Atatürk'ümüze neden düşman olduklarını.

2016 yılının sloganı işte böylece ortaya çıktı. “ Türk milletinin en büyük düşmanı açık bütçeler ve zamlardır. Ey Türk Milleti DENK bütçe yapılıncaya kadar durmak yok mücadeleye devam.

Yeni yılınızı bu duygu ve düşüncelerle kutlar başarılar dilerim.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Yarın tüm Türkiye'de denetleme yapılacak
Yarın tüm Türkiye'de denetleme yapılacak
Ambulans ile otomobil  çarpıştı
Ambulans ile otomobil çarpıştı