30 Ağustos Yolları Dardır Geçilmez
Aytekin Ertuğrul

30 Ağustos Yolları Dardır Geçilmez

Bu içerik 484 kez okundu.

30 Ağustos Yolları Dardır Geçilmez.

Op. Dr. Aytekin Ertuğrul

draertugrul@hotmail.com

30 Ağustosa doğru giden yolar dardır. Geçitleri zordur. Büyük Türk Milleti+ Ebedi Başkomutanımız yoktur. İşlerimiz aşılmaz dağlar gibi çoğalmıştır. Bütçelerimiz akıl almaz boyutlarda açıktır. Açık bütçe demek hainliklerle ve kötülüklerle savaş gücü olmayan bir bütçe demektir. Hainliklerle ve kötülüklerle mücadele gücü olmayan gücü olmayan bütçelerin bizi salaha çıkarma gücü de yok demektir. Kısa kısa 30 Ağustos yollarına birlikte çıkalım.

Ordu evlerinde bir bardak çayı 125 kuruşa içtiğini zannedenler

Ordu evlerinde bir bardak çayı 1.250.000 TL ye içtiği halde 125 kuruşa içtiğini zannedenler paşalığa terfi ettirilmiştir. Bir başka deyişle söylersek Türk parasını AKP karnesinde görüldüğü gibi bu denli ezenlere ses çıkarmayanlar terfi ettirilmişlerdir. Ve ses çıkarma şüphesi taşıyanlar emekli edilmişlerdir diyebilirsiniz. Çünkü bu deyiş objesine uygundur. İşte AKP dönemi karnesi.

  • Bir gram altın 18 YTL den 259 YTL ye çıkmıştır. Artış 14 mislidir
  • ABD Doları 1.660.000 TL den 5.621.000 TL ye çıkmıştır. Artış 3.7 mislidir
  • Çeyrek altın 24 YTL den 426 YTL ye çıkmıştır. Artış 17,4 Mislidir

Altını 16 misline yükselten bir politikanın  çevrelerini komşularını ezdiğini göremeyecek ve değerlendiremeyecek bu ters gidişe çare DENK bütçedir diyemeyecek  olanların terfi ettirildikleri ortadadır.

 Yeterli bir kültürü ve bilgisi olmayan ordular kendilerine verilen görevleri başarı ile yerine getiremezler. Bu kuralı dost düşman herkes biliyor. Herkes her şeyi bilerek yapıyor.

Nitekim 14 Mayıs 1950 den bu yana ordumuzun parası enflasyonla ezilerek değersizleştirilmiş. Laik eğitin verilmeyerek ordumuzun insan kaynakları yozlaştırılmıştır. Ordumuz bu iki temel yanlışla ilgilenmediğinden bu günlere gelinmiştir. Bu gün Milli savunma Üniversitesinin başında bulunan kişi TSK de asistanlık bile yapabilecek düzeyde olmadığından asistan iken TSK dan çıkarılmış bir kişidir. Bu acı gerçek 30 Ağustos Zafer bayramının 99. Yıl dönümünde  değerlendirilmelidir. Cumhuriyetimizi ilelebet muhafaza ve müdafaa edecek gençleri bu ekip başı ile yetiştirmeyiz. Son yıllarda ordumuz   paramızın değerini koruma işinin temeli DENK bütçe ile  ilgilenmediğinden  Cumhuriyetimizi koruma görevini  yerine getiremediğini ifade etmek abartılı değildir.  

 

 

Ege’deki Delice Ağaçları Ne oldu?

 Tarih acıları öğretiyor ama biraz geç öğretiyor.1951-1952 yıllarında İspanya Hükumeti Türkiye’den çok yüksek miktarda astronomik fiyat vererek odun kömürü satın almak istiyor.
O güne kadar İspanya’ya yapılan ihracat kalemleri arasında yer almayan bu talebin bir de özel şartı var. Kömürler İskenderun’dan Saroz Körfezi’ne kadar Akdeniz ve Ege sahillerinde doğada kendiliğinden yetişen delice ağacından elde edilmesi isteniyordu. 

Sonuç olarak İspanya dünyanın en büyük zeytinyağı ihracatçısıdır ve ne tesadüf ki aynı yıllardaTürkiye margarinle tanışmıştır.

 Bilmeyenler için Not: Aşılanmamış zeytin ağacına delice denir."
 

Gaflet ve dalaletin başladığı 14 Mayıs 1950 diyoruz ya işte o tarihlerle tam bir uygunluk gösteriyor. Adamlar bizden mangal kömürü alacağız oyunu oynamışlar  ama gerçekte zeytin ağaçlarımızın kökleri olan delice ağaçlarını kestirmişler. Amaçları bizden kömür almak değil aşılanmamış zeytin ağaçlarımızı yani delicelerimizi kestirmekmiş. O gün bu gündür, bu ihanet görmemiş anlamamış bir nesil bizi yönetiyor. Vatanımız parça parça  satılır ve dağıtılırken uyumanın cezasını çekiyoruz. Ne diyor Atatürk. Atatürk'ün dediklerini açık bir dille daha detaylı yazalım.

" Bundan daha elim ve vahim olmak üzere memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar şahsi menfaatlerini saldırganların siyasi ve ekonomik emelleri ile birleştirerek Karun gibi zenginleşebilirler. Millet enflasyon batağında inim inim inler ve  tam manasıyla iflasa sürüklenmiş olabilir."

 

 

14 Mayıs Sonrasında iktidara gelenler Müslümanlık dinini bilmiyorlar.

Bu  iktidar ve sözünü ettiğiniz 14 Mayıs sonrası iktidarları Türk milletine Müslümanlık yaptırmıyorlar. Ya ne yaptırıyorlar. Müslümanlık düşmanlığı Bunu neye göre yazıyoruz. 14 Mayıs 1950 den sonra Türkiye’de bilim düşmanlığı yapılıyor da oradan biliyoruz. Yapılan işlerin içinde Müslümanlık yok.  Müslümanlık olsa   içindekiler bellidir. 

  1. Beşikten mezara bilim okunacak 
  2. Bilim Çin'de olsa dahi gidilecek ve alınacak
  3. Komşunuz açken tok yatılmayacak 
  4. Az okuyoruz, en az düşmanlarımız kadar okunacak. 

Denilmesi ve bunların uygulanması gerekir. Çünkü Yüce Müslümanlığın temelleri bunlardır. Namazın orucun kazası ve telafisi vardır ama bunların kazası ve telafisi de yoktur. Bu maddeler yani Müslümanlık uygulanıyor diyebilecek bir  AKP li+ CHP li+ MHP li+İYİ partili Vs. var mıdır. Türk Milleti Yüce Müslümanlığın yukarıda 4 madde ile özetlediğimiz temellerini  öğrendiği andan itibaren bir daha din istismarcılarına aldanmayacaktır. Çünkü onlar bizi bilimden ve bilim okumaktan uzaklaştırarak dinimizden de uzaklaştıranlardır. 1600-1920 arası SEVR ile noktalanan  süreç işte böyle  acı bir süreçtir. 

Bunlara Kuvayı-ı Millyeci dilimizde Dahili ve Harici bedhahlar denilmektedir. NOKTA.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Atık su da sıra bize gelebildi
Atık su da sıra bize gelebildi
8 Kaçak yapı yıkıldı
8 Kaçak yapı yıkıldı