Ramazan Yazısı ve Sohbeti
Aytekin Ertuğrul

Ramazan Yazısı ve Sohbeti

Ramazan Yazısı ve Sohbeti

 

 draertugrul@hotmail.com

 

Ramazan geldi hoş geldi. Nerde o eski ramazanlar. Ramazan ayı bilindiği gibi Müslümanların ibadet ayıdır. Her türlü melanetten kötülüklerden sakınıldığı bir aydır. Sakınılması bir yana daha önce yaptıkları hatalardan af dileme ayıdır. Onların telafisi için ibadetleri çoğaltma yaygınlaştırma, yoğunlaştırma ve gönülden icra etme ayıdır. Özel bir aydır Ramazan

 

Ramazan özel bir aydır ama ayni zamanda Müslümanlık için bir toparlanma iyiye doğruya gitmek için eksiklerimizi gidermek için Yüce Yaratanın bahşettiği fırsat ayıdır. Ramazanda iki şey yapmalıyız.

 

1-Yüce denimizi öğrenmede ve uygulamadaki eksiklerimizi varsa gidermek için okumak. Okumanın bir alt sınırı vardır. Üst sınırı yoktur. Alt sınırı “En az düşman kadar okumaktır”.  En az düşman kadar okumayan bir Müslüman eksik Müslüman’dır şüphesiz.

 

2-İkincisi ise ellerinde olmaksızın günah işleyen müminlerimizin tekrar günah işlemelerini önleyecek onları günah işlemeye yönelten veya zorlayan sosyal ve ekonomik yanlışları düzeltmek eksikleri gidermek üzere gerekli mücadeleleri vermek. Bunun için ilk şart Tüm Müslümanların gücü ve kudreti olan bütçemizi DENK yaparak ayağımızı yorganımıza göre uzatmaktır. Açık bütçe yaparak bütün Ümmet-i Muhammet’in fakru zaruret sürüklenmesine seyirci olmamaktır.

 

Yüce dinimizin ilkelerini yeniden yazarsak bunun doğal olarak böyle olmasının gerektiği kendiliğinden ortaya çıkar.

 

Bilim Çin’de bile olsa gidip alın –“ OKU’ yun- Beşikten Mezara bilim okuyun -Hiç ölmeyecekmiş gibi çalışın.  

 

 İnsanların keyfine göre Müslümanlık olmaz. Müslümanlık ilimde ilerlemekle okumakta ilerlemekle ve bütün insanların karşılaştıkları sorunların çözümünde onların yanında yer almakla ve insanların barışı mutluluğu için mücadele etmekle bunlar için eserler vermekle mümkündür. 

 

Bu nedenlerle diyebiliriz ki: İnsanların okumalarını zorlaştıran engelleyen ilimde yükseltmeyen ve diğer insanların da yükselmesi için insanlarla dayanışma içinde olmayan Müslümanlık  problemli bir durumdur.

 

Bu bilimsel gerçeği çok iyi bilen haçlılar 11 Kasım 1938 den beri ve özelikle 14 Mayıs 1950 de iktidara geldiklerinden bu yana Köy Enstitülerini yıkarak, halk evlerini kapatarak, millet mekteplerinin kökünü kazıyarak Türk milletin bilimden ayırarak Müslümanlıktan da koparmayı başarmışlardır.

 

Şimdi gelelim sadede:1600-1923 yılları arasında Türkler Kur’anın emretiği gibi Müslüman değillerdi Ancak kendilerini hala daha Müslüman sanıyorlardı. Neden böyle yazdık? Kur’an’in ilk emri “OKU” dur. 1923 tarihinde Türk Milletinin %4 u ancak okuryazardı. Onların büyük çoğunluğu ise erkekti. Kadınların ancak %1 si okur yazardı. Böyle bir düzende Kur’an’ın emrettiği Müslümanlığın gereği yapılmış sayılabilir mi. Yüce Atatürk işe el koydu ve milletimizi okuttu. Bilim Çin’de bile olsa gidip almak üzere yabancı hocaları Türkiye ye getirdi ve İstanbul Üniversitesini kurdu. Yabancı ülkelere öğrenci göndererek oralardaki bilimi Türkiye’ye aldı geldi.  Yani “ Bilim Çin’de iken onu aldı ve geldi” En büyük Müslümanlığa hizmet eylemi ve en büyük Müslümanlık duruşu budur. Gelelim bu mübarek günde Atatürk’ün Müslümanlığına. Atatürk o kadar büyük bir Müslüman’dır ki. Müslümanlığının zekâtını bile verse AKP li yöneticiler dahi Müslüman olacak kadar sevap ortaya çıkar. Peki, bunun böyle olduğunu ben mi söylüyorum?  Bakınız kim söylüyor. Bu bilmem kaçıncı defa olacak ama hala daha duymayan ve anlamayanların var olduğunu gördüğümüzden tekrar yazmak farz oldu. Şimdi sözü Müslümanlığından ve Milliyetçiliğinden asla kimsenin şüphe bile edemeyeceği İstiklal Marşımızın ve Çanakkale destanımızın yazarı Mehmet Akif Ersoy’a bırakalım.

 

Mısır'da 11  yıl kaldım. Fakat 11 saat daha kalsaydım artık çıldırırdım. Sana halisane( Gerçek) fikrimi söyleyeyim mi? İnsanlık da Türkiye'de, Milliyetçilik de Türkiye'de, Müslümanlık da Türkiye'de, Hürriyetçilik de Türkiye'de" ALLAH BENİM ÖMRÜMDEN ALSIN MUSTAFA KEMALE VERSİN" ( Sinan Meydan: Atatürk’le Allah Arasında bir Ömrün Hikâyesi 4. Baskı İstanbul 2012 S. 673-679) 

 

Son söz: Müslümanlık Yüce Yaratanımız tarafından Kuran’da vahiy edilen esasına göre bilim öğrenmek ve bilimi insanların hizmetine sunmak dinidir. Bu Ramazanda bu gerçeği bütün Türk milleti öğrenmelidir. Aksi halde bu günlerimizi aratacak daha ağır çilelerle yüklü günler bizi beklemektedir.

 

 Hiçbir dua ve ibadet bilimim sağlayacağı başarı ve mutluluğu insanlara veremez

 

Hiçbir dua ve ibadet bilim hizmetinde kazanılan sevaplar kadar sevabı insanlara veremez

 

Hiçbir beddua düşmanlarımıza karşı savaşırken bilimin gücünden daha etkin olamaz.

 

Bu duygu ve düşüncelerle hepinizin mübarek Ramazanınızı tekrar en derin saygılarımla kutlarım.

 

 

 

***************************************************************************

 

 İstanbul ve Mardin'deki patlamalar ve katliamlar

 

HAFT ANIN NOTU: Bu memlekette rahat bir Ramazan Sohbeti yazısı dahi yazamaz duruma geldik. İstanbul da Veznecilerde polis servislerine bombalı araçla saldırı oldu 7 Polis 4 sivil hayatını kaybetti. Mardin Midyat’ta İlçe Emniyet Müdürlüğüne bomba yüklü araçla saldırıldı. 2 Bayan Polis şehit oldu. Dört vatandaşımız öldü. Siz bu olayları görmezden gelemezsiniz en azından not koymak zorundasınız.

 

 Bu ne ilktir ne de son olacaktır. TBMM ve Hükümetimiz dinleniyorlar. Terörle mücadele etmiyorlar. Sadece  Göstermelik  terörist ve terör eylemleri ile güya savaşıyorlar. Devlet terörle ve teröristle Anayasal yasal ve bilimsel esaslara göre mücadele eder ve savaşırsa başarı sağlar. Hep yazılıyor çiziliyor. Terörle mücadele  filan yapılmıyor. MGK ( Milli Güvenlik Kurulu) diye yüksek bir kurulumuz var havanda su dövüyor. Terörle mücadele DENK bütçe + Laik eğitim+ devletçilik öncülüğünde karma ekonomi ile yapılır. Teröristlerle ve terörist saldırılarla mücadele sıkıyönetim ilan edilerek yapılır.( Anayasa Madde 122) Ama ikisi de yapılmıyor. Bir türlü  anayasa, yasa  ve bilim yoluna dönemeyen iktidarımıza  ve işe el koymayan TBMM  ve Hükümetine adliyesine  yazıklar olsun demekten başka yapacak bir şey elimizden gelmiyor. Yıllardır yazılıyor çiziliyor. Aldırış bile etmeden açık bütçeler yaparak " Durmak yok yola devam" diyorsunuz. Açık bütçeler insan haklarını ihlal demektir. Türkiye’de eğer Cumhuriyetin başsavcısı görevde olsa idi sırf bu yüzden bile Anayasamızın 68. Maddesine göre AKP kapatılırdı. Suçlusunuz. DENK bütçeye ve laik eğitime NEDEN dönmüyorsunuz. Türk milletine kastiniz nedir.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Yarın tüm Türkiye'de denetleme yapılacak
Yarın tüm Türkiye'de denetleme yapılacak
Ambulans ile otomobil  çarpıştı
Ambulans ile otomobil çarpıştı